23 Mart 2010 Salı

ritüeller ve ahlak masası

efenim, tekrar merhabalar,

bugün ki konumuz başlıkta da gördüğünüz üzere ahlak masası. merak etmekteyim bu masanın da bir kalbi varmıdır diye? kimi zaman üzülüp, kimi zaman sevinen bir şey midir yoksa sadece o malum sesi çıkartmak için mi programlanmıştır kendisi: "cık, cık, cık".

yoğun bir uykunun ardından beynim çöreklenmiş halde karşınızda duruyorum, saçmalarsam af buyurun diyemeyeceğim, kusura kalmayın; saçmalamayı başarmakta takdire şayan bir durumdur diye düşünmekteyim. o yüzden siz elma şekerlerinizi yemeye devam edin, keyif içinde, paniğe mahal yok.

efenim, gelinliğimin üstüne kusmuşum, öyle dediler, alkolün yumuşak kollarında dans etmekteydim ben o sıra, hatırlamıyorum desem olmaz şimdi, haksızlık yapmış olurum, gayet iyi her halini hatırlamaktayım, ertesi gün sevgili kusmuk parçalarımı gelinlikten temizlerken ne kadar aklım başımdaysa, bu eylemi gerçekleştirirken de o kadar yerindeydi aklım. sadece bu olsa iyi ama, neymiş efenim, çok güler yüzlüymüşüm, nikah sırasında gelinin bir kahkahası var ki sormayın, dillere destan oldu, niye efenim niye, gülmek kötü bir şey midir, en az seks kadar kalbe iyi geldiğini duymuştum ben, yanılmakta mıyım? sonra efenim bu gelin bozuntusu gelin arabasında beklerken herkesle muhabbete dalmış arabanın penceresinden bedeninin yarısını çıkarıp, sonra o malum ses "cık, cık, cık". ahlak masası niye rapor tutma işine soyuldu şimdi anlayamadım, güzel bir gündü, o da eğlenseydi ya bizimle... hem zaten vucüdumun diğer yarısı gelin arabasının koltuğunda oturmaktaydı hala, nitekim onu bir yere göndermemiş, göndermekte istememiştim, onun çok işi vardı daha, otursundu oturduğu yerde. ahlak masasının bu ayrıntıyı gözden kaçırmasına da oldukça bozuldum doğrusu.

neyse kolaylıklar diliyorum efenim sizlere de. bir başka ahlak masası "cık,cık"ında görüşmek üzere diyeceğim üzülerek.yani mecburen efenim, o kısmına üzüldüm ben sadece.

saygılar

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder